sı Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu mesajlar aldığı yönündeki değerlendirmeler gösterildi.
Analizde, İsrail’deki bazı güvenlik çevrelerinin Türkiye’nin yeniden F-35 filosuna sahip olmasının bölgedeki hava dengelerini etkileyebileceğini düşündüğü öne sürüldü.
Türk Donanması’nın kapasitesine dikkat çekildi
Analizde Türkiye’nin deniz kuvvetlerine de geniş yer ayrıldı.

Türk Donanması’nın fırkateynler, denizaltılar, amfibi çıkarma gemileri, füze botları ve insansız hava araçlarını taşıyabilen platformlarla bölgedeki en güçlü filolardan biri olduğu ifade edildi.
Ayrıca Türkiye’nin amfibi harekat kapasitesini geliştirme çalışmalarının İsrail tarafından yakından izlendiği ve bu askeri kapasitenin bölgesel güvenlik değerlendirmelerinde dikkate alındığı iddia edildi.
“Uzun yıllar sürebilecek hazırlık”
Analizde, Türkiye’nin NATO üyesi olduğu ve resmi olarak İsrail tarafından “düşman ülke” statüsünde değerlendirilmediği hatırlatıldı.
Buna rağmen İsrail’deki bazı savunma çevrelerinde “Türk cephesi” kavramının daha sık konuşulmaya başlandığı öne sürülürken, olası bir askeri senaryoya karşı donanmanın yeniden yapılandırılmasının uzun yıllar sürebilecek kapsamlı bir hazırlık gerektireceği iddia edildi.
Analizde yer alan değerlendirmeler, JNS’nin analizine ve adı açıklanmayan İsrailli güvenlik çevrelerine dayandırılırken, konuya ilişkin İsrail hükümeti veya Türk makamlarından resmi bir açıklama bulunmuyor.
