Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında Mevlâna’nın öğretilerinin aradan geçen 752 yıla rağmen hâlâ güncelliğini koruduğunu ifade etti. Tarhan, Mevlâna’nın manevi etkisinin bugün de devam ettiğini belirterek, öğretilerinin yalnızca tarihsel değil, günümüz problemlerine de ışık tutan bir rehber niteliği taşıdığını söyledi.
Dünyadaki krizlere Mevlâna’nın penceresinden bakış
Konuşmasında güncel dünya sorunlarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de gençler arasında artan şiddet olaylarının altında yatan toplumsal nedenlere dikkat çekti. Dünya kaynaklarının çok az sayıda aile tarafından kontrol edilmesinin gelir eşitsizliğini derinleştirdiğini belirten Tarhan, bu durumun gençler arasında şiddet, yağma ve toplumsal öfkeyi artırdığını ifade etti.
Mindfulness ile Mevlâna öğretileri arasındaki benzerlik
Batı’da özellikle seçkin eğitim kurumlarında uygulanan mindfulness çalışmalarının Mevlâna’nın öğretileriyle benzerlik taşıdığını dile getiren Tarhan, bu yöntemlerle farkındalık, empati, affedicilik ve şükran gibi değerlerin kazandırıldığını söyledi. Mevlâna’nın tasavvuf anlayışının mutluluğu dış koşullardan ziyade insanın iç dünyasına bağladığını vurguladı.
Sevgi, içsel güç ve dönüşüm
Mevlâna’nın öğretilerinde sevginin temel hareket ettirici güç olduğunu belirten Tarhan, pergel metaforu üzerinden idealist bir yaşam anlayışına işaret etti. Modern yaklaşımların aksine, acının yok edilmesi değil, anlamlandırılması gerektiğini söyleyen Tarhan, zihinsel esneklik ve değişimi yönetebilmenin zorlayıcı durumlarla baş etmede önemli olduğunu ifade etti.
Acının anlamlandırılması ve umut
Acının doğru şekilde anlamlandırılmadığında stres kaynağına dönüştüğünü belirten Tarhan, teslimiyet ve umut duygusunun bu süreci dayanılabilir hale getirdiğini söyledi. Bu yaklaşımın “keşfedici umutsuzluk” kavramıyla ifade edildiğini aktardı.
Bağışlayıcılık ve ihlâs vurgusu
Prof. Dr. Tarhan, Mevlâna’nın öğretilerinde affediciliğin önemli bir yere sahip olduğunu ancak bunun da sınırları bulunduğunu ifade etti. Affedilemeyen durumlarda ise teslimiyetin önemine dikkat çekti. Tasavvufta ihlâs kavramının merkezde olduğunu belirten Tarhan, samimiyetin insan hayatında hakikatin temsili olduğunu dile getirdi.
Dostluk söyleşisi: Mevlâna ve Şems örneği
Söyleşi bölümünde konuşan Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, dostluğun hayatı anlamlı kılan temel unsurlardan biri olduğunu söyledi. Mevlâna’nın akademik kimliği ile Şems-i Tebrîzî ile kurduğu dostluğun, onun gönül ilmini derinleştirdiğini ifade etti. Yeniterzi, dostluğun aynı zamanda bir dönüşüm aracı olduğunu vurguladı.
Sohbet kültürü ve gerçek dostluk
Prof. Dr. Yeniterzi, sohbetin dostlukta önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, Kur’an, hadis ve Mesnevî okumalarının farklı sohbet biçimleri olduğunu söyledi. Gerçek dostluk için önce insanın kendisinin dost olması gerektiğini ifade eden Yeniterzi, dostluk kavramının ahlâkî bir ibadet olarak da değerlendirilebileceğini dile getirdi.
Dostluğun ilahi boyutu
Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Cemalnur Sargut ise konuşmasında dostluğun temel kaynağının ilahi bağ olduğunu belirtti. Dostluğun sadakat ve güven üzerine kurulduğunu ifade eden Sargut, gerçek dostluğun Allah için bir araya gelenler arasında kurulabileceğini söyledi. Hz. Musa kıssası üzerinden manevi dostluğun önemine dikkat çekti.
Manevi ahlâk ve dostluk ilkeleri
Sargut, dostlukta kusurları görmemek, iyi niyetle yaklaşmak, affetmek, saygı göstermek ve dua etmenin temel prensipler olduğunu vurguladı. Dostun manevi makamlarının korunmasının önemine değinerek, dostlukta kin ve düşmanlığın yeri olmadığını ifade etti.
Kalabalık yalnızlık ve maneviyata dönüş
Modern dünyada kalabalıklar içinde yaşanan yalnızlığa dikkat çeken Cemalnur Sargut, insanın manevi bağlarından kopması hâlinde yalnızlaştığını söyledi. Allah ile birlikteliğin gerçek yalnızlığı ortadan kaldırdığını belirten Sargut, maneviyatın önemine vurgu yaparak gençlere ve ailelere manevi miras bırakılmasının gerekliliğini dile getirdi.
