Partinin kuruluş yıllarındaki vizyonuna vurgu yapan Gül, “Ümit ediyorum ki Türkiye tekrar AK Parti’nin o ilk dönemlerindeki vizyon çerçevesinde yönetilmeye başlar” ifadelerini kullandı.
Çeyrek asırlık yıl dönümünde sessizliğini bozdu
AK Parti, Ankara Başkent Millet Bahçesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurmay kadro ve partililerin katılımıyla 25. kuruluş yıl dönümünü kutlarken; partinin kurucu mimarlarından 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sürece ilişkin çarpıcı açıklamalara imza attı.

2014 yılında görev süresi dolduktan sonra aktif siyasetten çekilen Gül, İstanbul Ayazağa’daki çalışma ofisinde BBC Türkçe’ye verdiği röportajda, AK Parti’nin mutfağında yürütülen kuruluş çalışmalarını ve iktidarın ilk yıllarına dair bilinmeyenleri anlattı.
“İktidara hazırlıksız gelmedik, dersimize çok iyi çalıştık”
Partinin kuruluş öncesi hazırlık dönemini detaylandıran Abdullah Gül, Politika Araştırmaları Merkezi (PAM) ve Beşir Atalay yönetimindeki ANAR bünyesinde yürütülen stratejik çalışmalara dikkat çekti. Seçim öncesinde kapsamlı bir “Acil Eylem Planı” hazırladıklarını belirten Gül, şu ifadeleri kaydetti:
“Biz iktidara geldiğimizde ne yapacağımızı çok iyi biliyorduk. Bunun için çok ciddi hazırlıklar yürüttük. Kadroda uluslararası finans kuruluşlarını yakından tanıyan ve Kemal Derviş dönemindeki ekonomik dönüşüm süreçlerinde yer almış yetkin isimler vardı. Hukuk, siyaset, ekonomi, maliye ve sağlık gibi birçok alanda projeler ürettik. Seçime giderken elimizde hazır dosyalarımız vardı. AK Parti’yi o dönem gerçekten çok çalıştık.”

Gül ayrıca partinin kuruluş manifestosu ve tüzüğünün tek bir kişinin kalemiyle yazılmadığını, ortak akıl, seminerler ve uzun tartışmalar neticesinde şekillendiğini belirterek, bu metinlerin Türkiye’nin geleceği için hâlâ büyük değer taşıdığını vurguladı.
“1 Mart Tezkeresi reddedilince AK Parti’nin yıldızı parladı”
Kendi başbakanlığı döneminin en kritik süreçlerinden biri olan 2 Mart 2003 tarihli 1 Mart Tezkeresi oylamasına da değinen Gül, Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarını kullanmasına imkan tanıyan tezkere öncesinde milletvekillerini tamamen serbest bıraktığını hatırlattı.
Gül, “Ben ne emirim, ne sultanım, ne kralım. Seçilmiş bir Başbakan olarak konuyu Meclis’e getirmekle mükelleftim. Milletvekillerimize, ‘Ben imza attığım için mecburum ancak siz değilsiniz; vicdanınıza ve inancınıza göre oy kullanın’ dedim. Salt çoğunluk sağlanamayınca tezkere reddedildi. AK Parti’nin Avrupa’da, Arap sokaklarında ve İslam dünyasında esas yıldızının parlaması bu bağımsız duruşla gerçekleşmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakanlığı Erdoğan’a devrediş süreci: “Sırt sırta verdik”
Siirt seçimlerinin yenilenmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesiyle yaşanan devir teslim sürecini anlatan Gül, yakın çevresinden gelen “Görevi sürdür” baskılarına itibar etmediğini aktardı.
Erdoğan ile aralarında geçen görüşmeyi aktaran Gül, “Kendisine ‘Bak arkadaş, artık değişiyoruz’ dedim. Doğrusu bu hamleyi hiç beklemiyordu ve ‘Niye acele ediyoruz?’ diye sordu. Ben de siyasi ahlak gereği görevden ayrılacağımı ve başbakanlığı devralması gerektiğini belirttim. 14 Mart 2003’te görevi devrettikten sonra Dışişleri Bakanı olarak kabinede yer aldım. Sırt sırta verip uyum içinde çalıştık” dedi.

“Parti tarihi iki döneme ayrılıyor: İlk vizyona sahip çıkılmalı”
Güncel siyasi polimiklerden uzak durmayı tercih ettiğini ifade eden 11. Cumhurbaşkanı, AK Parti iktidarını iki farklı evrede ele aldı. İkinci dönemde 15 Temmuz darbe girişimi gibi ağır travmaların yaşandığını ve bu olağanüstü şartların ilk dönemdeki reformist ruhu gerilettiğini ifade eden Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ümit ediyorum ki yaşanan tüm bu travmalar atlatılır ve Türkiye tekrar AK Parti’nin o ilk dönemindeki vizyon çerçevesinde yönetilmeye başlar. O kuruluş vizyonunun bugün de Türkiye için geçerli olduğu kanaatindeyim. Eğer AK Parti o vizyona yeniden sahip çıkarsa; ekonomik, demokratik ve hukuksal açıdan ülkemize ve geleceğimize çok büyük kazançlar sağlar.”
