Hayata erken yaşta sorumluluk alarak başlayan Erol Demirbağ, genç yaşlarda hem eğitimini sürdürdü hem de çalışmaya başladı. Yıllar boyunca çalışma hayatında aktif rol alan Demirbağ, son 23 yılını kendi iş yerinde yoğun bir tempoyla geçirdi.
Bugün emeklilik hakkını elde etmiş olsa da onun için emeklilik, hayattan kopmak anlamına gelmiyor.

“Çok erken yaşta hem okudum hem çalıştım”
Hayatının bu yeni dönemini konuşmadan önce biraz geçmişine dönelim. Çalışma hayatınız ne zaman başladı?
“Ben çok erken yaşlarda hem okuyup hem çalışmaya başladım. Hayatın sorumluluklarıyla erken yaşta tanıştım. Eğitimimi sürdürürken bir yandan da çalışıyordum. Son 23 yılda ise kendi iş yerimde aktif olarak çalışmayı sürdürdüm. Dolayısıyla hayatımın çok büyük bir bölümü çalışmakla, üretmekle ve sorumluluklarla geçti.”
“Emeklilik benim için bir son değil”
Bu kadar uzun ve yoğun bir çalışma hayatından sonra emeklilik sizin için ne ifade ediyor?
“Emekliliği hiçbir zaman ‘artık hiçbir şey yapmayacağım’ şeklinde düşünmedim. Çalışmayı tamamen bırakmıyorum. Sadece hayatımdaki yerini değiştiriyorum. Şiire, müziğe, doğaya ve hayata daha fazla yer açmak istiyorum. Yani benim için emeklilik bir son değil, yeni bir başlangıç.”
“Bu kararı aslında beş yıldır düşünüyordum”
İstanbul’daki yoğunluktan Ege’ye yönelme kararınız nasıl gelişti?
“Belki dışarıdan bakıldığında radikal bir karar gibi görünebilir. Ancak aslında bu karar bir anda ortaya çıkmadı. Son beş yıldır böyle bir hayatı düşünüyordum. İş, sorumluluklar ve İstanbul’un temposu derken bir türlü ilk adımı atamadım. Şimdi ise zamanı geldi. Ege’de yeni düzenimi kurdum. İstanbul’dan kopmadım, sadece hayatımın ritmini değiştirdim.”
“Doğaya olan sevgim çocukluğumdan geliyor”
Neden özellikle Ege?
“Çocukluğumda bahçeli, müstakil bir evde yetiştim. Doğayla ve hayvanlarla iç içe büyüdüm. Bu sevgi hiç kaybolmadı. İstanbul’un yoğunluğu bu yönümü geri plana itti. Şimdi Ege’de o huzuru yeniden yaşıyorum.”
“Hayatın sermayesi güvendir.”
Erol Demirbağ
Köy kahvesinde bir bardak çay…
Ege’de sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
“Bazen köy kahvesinde çayımı içerken yeni komşularımla sohbet ediyorum. İnsanların hayat hikâyelerini dinlemek bana iyi geliyor. Bir bardak çayın eşlik ettiği sohbetin bile ayrı bir anlamı var.”
“Hulusi Amca’nın bir duası bana yetti”
Köy kahvesinde tanıştığınız 80 yaşındaki Hulusi Amca’dan bahseder misiniz?
“Bahçe duvarını boyatmak için usta arıyordu. O gün birlikte keyifli bir gün geçirdik. Sonra kısık bir sesle ‘Evlat, Allah razı olsun. Hakkını helal et.’ dedi. O an inanılmaz mutlu oldum. Bazen insanın yaptığı iyiliğin karşılığı para değil, bir teşekkür ya da dua olabiliyor.”
“Çocukları mutlu etmek en büyük mutluluk”
Yardımlaşma sizin için yeni bir şey değil sanırım.
“Hayır. Şiirlerimi seslendirdiğim dönemlerde radyolardan ücret almıyordum, LÖSEV ve çocuklarla ilgili kurumlara bağış yapılmasını istiyordum. Bir çocuğun yüzündeki mutluluğu görmek çok özel bir şey.”
“Bugün insan biriktirdiğimi görüyorum”
Türkiye’nin birçok yerinde tanıdığınız insanlar var. Bunun sebebi ne?
“Ben insan biriktirmişim. Dostluk satın alınmıyor, güven de. İnsanlara değer verdiğinizde, onların yanında olduğunuzda zamanla güçlü bağlar oluşuyor. Hayatım boyunca insanları kazanmaya çalıştım. Bugün bu, en büyük zenginliğim.”
“Huzur, özgürlük ve üretmek”
Hayatınızın bu dönemini üç kelimeyle anlatırsanız?
“Huzur, özgürlük ve üretmek. Şiirle, müzikle, doğayla, insanlarla… Ve kendime yeniden zaman ayırmak.”
“Hayallerimizi ertelememeliyiz”
Hayat bugün sizin için ne ifade ediyor?
“Hayatın garantisi yok. O yüzden hayallerimizi sürekli ertelememeliyiz. Bugün elimizde olan zaman en değerli şey. Ben artık zamanı sadece geçirmek değil, yaşamak istiyorum.”
“Yeni hayatımın kısa tarifi: Biraz Ege, biraz şiir….”
“Biraz iş, biraz edebiyat, biraz gitar, bolca doğa, bir can dostu, köy kahvesinde çay, yeni komşularla sohbetler… Daha az telaş, daha çok huzur. Ve belki de bütün bunların sonunda: Biraz Ege, biraz şiir…”
(Kutu İçindeki El Yazısı Metin)
Hayat güzel…
Yeter ki insan, güzelliklere bakmayı bilsin.
Erol Demirbağ
BİRAZ EGE, BİRAZ ŞİİR
Bir sabah Ege’de uyanırım,
penceremde deniz,
sokaklarda zeytin kokusu…
Bir kuş geçer gökyüzünden,
ardından güneş düşer
kasabanın taş evlerine.
Gitarım sessizliği böler;
birkaç akor, birkaç mısra
karışır akşamın serinliğine.
Bazen bir kahve yeter,
bazen bir bardak çay,
yanında güzel bir sohbet…
Hayatın güzelliği
saklıdır belki de
kimsenin fark etmediği küçük anlarda.
Bir zeytin dalında,
denizin kıyıya bıraktığı köpükte,
akşamüstü gökyüzünün renginde…
Bir insanın içten duasında
“Allah razı olsun” diyen
kısık bir sesin sıcaklığında.
Ben zamanı saymak yerine
yaşanan anları biriktirmek istiyorum.
Bir gün şiir,
bir gün müzik,
bir gün doğanın sessizliği…
Ve her sabah
aynı cümleyi yeniden söylemek:
Hayat güzel…
Eser sahibi: Erol Demirbağ
